6 Ocak 2016 Çarşamba

ÖZLEMİŞİM, HAYAL CEPLERİMİ YOKLADIM / Gülşen DEM

        

Özlemişim. Hayal ceplerimi yokladım. Aradığımı bulamadım.
Sanırım gelirken bavula sığmadı diye kestirip attığım hayallerim
giderken bana dair bir çok şeyi beraberinde götürmüş. O an
bu şehrin sokakları bana yabancılaştı.  Anladım ki; benim köşede
bırakılacak hayallerim yokmuş. Hayallerin önemsizi yokmuş.

Gece gökyüzüne hakim olmaya başladı. Yıldızlar aniden parladı.
Arkama yaslanıp yıldızları seyretmeye başladım. Hepsinin ayrı
bir duruşu vardı. Küçük Prens’in gökyüzündeki  gülüşünü duyabilmek
için kulak kesildim. Duyamadım. Sanırım Küçük Prens gülüşünün
acısına dayanamayıp hayata küsmüştü. Bazı yıldızlar ise çok benim içindi.
Benimle gülüyorlardı. Aslında izlemek istediğim şey yıldızlar değildi.
Hayallerimin gökyüzündeki dans edişiydi. Gökyüzünün hala
tanımlayamadığım renkleri; belki de hayal buydu.

Gözlerim çok yorulmuştu. Uyumak için eve gittim. Radyoyu açtım.
Kafamı yastığıma koydum. Kulağıma bir şarkı geldi; kalbime işledi.
İşte ben Sezen Aksu’nun git ile gitme dediği iki saniyelik boşluktaydım,
bütün umudumu oraya saklamıştım. Hayal ile hayat arasındaki ince çizgide
kaybolup gittiğim günden beri yaşamın belirsizliğini üstümden
atamamıştım. İşte ben bu belirsizlikten ibarettim. Hayalle gerçek arasında
asimile olmuş bir kadındım. Gerçekleri kabullenmeyen ısrarcı
tutumum beni hayaller alemine misafir etmişti.

Hayal etmek insanın var olmak için yaptığı bir savaştır. Kazanan
kendini bulur; kaybedense “diğer insanlar” kategorisine eklenir.
Hayat öyle ya da böyle devam eder; yarım kalanlara rağmen… 


  GÜLŞEN DEM: 1997  Bursa’da doğumlu  Gülşen Dem, Afyon Kocatepe Üniversitesi – Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde okuyor.
                                                                                  

HAYALLERİN MUCİDİ İNSANLAR / Aleyna MUSLU

      Hayal kurmak her ne kadar gerçekleşmesi istenen şeyi zihinde canlandırmak olarak tanımlansa da bu kadar kolay olduğunu düşünmüyorum. Bazen hayal kurarken bile bu olmaz deyip hayalimden çıkarıp attıklarım var benim…  Ama hayal kurmak denince de üstüme tanımam. Hayallerinde benim kadar uçan, benim kadar kaçan, benim kadar zengin olan göremezsiniz.

    Hayaller kuruyoruz sonunu bilmeden. Saatler sonra ne olacağını bilmeden,  yıllar sonrasının hayalini kuruyoruz. Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde kuruyoruz hem de.  Hatta resmen film senaryosu haline getiriyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Başlıyoruz senaryoyu yazmaya, çizmeye. Olmayan mekânlarda geçiyor olaylarımız, bazen dışarı çıkmamızın mümkün olmadığı saatlerde. Kiminle istersek onunla oluyoruz, onunla dolaşıyor, onunla konuşuyor, onunla savaşıyor, onunla barışıyoruz. Yani anlayacağınız her şeyi onunla yapıyoruz. Bazen yanımıza gelmesi mümkün olmayan kişileri bazen de yanımızda olduğu halde dokunamadığımız kişileri ortak ediyoruz hayallerimize. Başka bir dünyaya geçiş yapıyoruz. Kimse bize karışmıyor hatta herkes biz ne istersek ne dersek onu yapıyor. Seviniyoruz, üzülüyoruz, şaşırıyoruz, deliriyoruz. Ama hepsine biz karar veriyoruz. Bazen kısacık sürüyor bazen uzayıp gidiyor. Hatta bazen uyuyup kalıyoruz hayal kurarken. Ne kadar bilinçaltımıza işliyorsa artık rüyamızda kaldığımız yerden devam ediyoruz hayallere. Sonra sabah oluyor. Açıyoruz gözlerimizi. Hayata kaldığımız yerden devam ediyoruz. Çünkü acı ya da tatlı bir hayatımız var. Hayal olmaktan uzak, kimisinin yaşarken mutlu olduğu kiminin yaşamaya mecbur olduğu bir hayat.

   Evet, hayaller güzel. Hayal kurarken yaşadığımız o anın bitmesini istemeyecek kadar güzel ama yaşamamız gereken bir hayat var. Hoşumuza gitmeyen bir hayatsa şayet bunu güzelleştirmek bizim elimizde. Hayatı da hayaller kadar güzel kılabiliriz bence. Hayalleri kuran da hayatları kuran da biz insanlarız çünkü…

   ****                                                                                                                                                                                                                             
ALEYNA MUSLU:  1997 Kırıkkale doğumlu Aleyna Muslu'nun, Monami Pastel Boya’nın düzenlemiş olduğu resim yarışmasına birincilik ödülü var.   
Afyon Kocatepe Üniversitesi – Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünde okuyor.   




27 Aralık 2015 Pazar

Mizah ve Edebiyat Fanzini / Zeynep Sina Ersan


"Sanata vurgun insanların en büyük arzularından biridir içsel dünyasının izdüşümlerini
paylaşarak birine/ birilerine ulaşmak. İşte bu noktada sizlerle aramdaki köprü "Merdivenaltı" olacak."
"Sanatı seviyorum, kendi çapımda da olsa bu kutsal olguya hizmet etmek mutluluk hormonu salgısını artırıyor."
"Yazarken çektiğim sancılar, okuyan birilerini gördükçe neşeye dönüyor. Bu hissi anlatmam imkansız." diyordu Zeynep Sina Ersan. Bu güzelim fanzinleri büyük bir sevinçle hazırlıyor ve arkadaşlarının okuması için okuldaki belirli yerlere bırakıyor. İlk sayısından itibaren okuma şansına sahip olduğum için heyecanlı ve gururluyum.
DİKKAT ET ŞEMSİYE AÇMASINLAR
mor bir gök getir bana atlıların sırtında
beyaz gömleklerle çıkalım rengarenk yağmurlara
karadelikler, ölümcül yıldız patlamaları!
korkusuz bilmeceleri evren çarkının
koalalardan sarılmayı
kangurulardan zıplamayı öğrenelim
sevgisizlik tabularını yıkıp beynimizin
silkinip atalım kalıntıları/ ellerimizde akdeniz gitarı
mor bir gök getirecek bana atlıların sırtında
beyaz gömleklerle çıkacağız rengarenk yağmurlara
varsın tepeden tırnağa balçıkla kaplansın ay
kraterlerinde saklıyken kan/ damarlarımda
morfin sonatı!
damarlarımda
asabi bir şarkının son notaları!
kaçıncı şahıs olmak istiyorsun peki şimdi sen
kanatları dikenden şu sevdada
affetme!
bırak, acıya dönsün günahlarım
bir sigara daha sönsün
daha…
mor bir gök getirseydi bana atlıların sırtında…
Zeynep Sina Ersan / Kırıkkale Fen Lisesi

ELVEDA’LI CÜMLELER
gitmek, gitmek hissi geliyor aklıma
bütün kitaplarımı alarak yanıma
kimseye haber etmeden
usulca
kalkıp bir yerde açan solgun çiçekten
geceye ulaşmak
gitmek, gitmek gerekiyor bazen
cinlerin bile geçmediği sokakları sahiplenmek
yürümek, yürümek ama nasıl?
bir bir atarak göğsündeki torbadan sevdalarını
hadsiz bir güvercin yer belki kırıntıları
da kaybederim yolumu
gitmek, gitmek şart artık bana
ey sevgili, ey yoldaş, ey en büyük sırdaş!
ey bileğimden akan kanın sahibi!
ben şimdi boğuşurken boksör düşüncelerle
ayaklarımdır artık pusulam, kutup yıldızım
unvanını çalmış göz harelerinin
ölümün metalik pırıltısı
artık
sesimde ayrılık tınısı
Zeynep Sina Ersan / Kırıkkale Fen Lisesi











6 Aralık 2015 Pazar

Berna OLGAÇ / UÇURUM

UÇURUM
yenilgiler bitebilir dedi kadın
ömrünü dul bırakan yağmurlar dinebilir
köprüden geçtiğinde yadırganırken bulursun kendini
paramparçalığın yaşanmamış gibi
içinden kaçanları kime, ne, ne şekilde...
suyu yoran ben değilim
o kendi bulanıklığı...

en derinim yatağıma uzandığımda
hayat o zaman beni seçer uçurumun kenarında
bir kuş riyasında dağılabilir dedi kadın
gerçeklerin fiyakası sönmüş ilahi bir mucizeye dönüşebilir
vakitlerin darlığında düşünürken bulursun kendini
anlarsın nasıl da geç kaldığını aynaları temizlerken
içinden gelenleri kime, ne, ne şekilde...
ateşi, yoran ben değilim o küllerinin ihtişamı
- Berna OLGAÇ- (Mühür, Ocak-Şubat 2012)

4 Kasım 2015 Çarşamba

Gülten Akın'ı Kaybettik...


BİR GÜNEYDOĞU AĞIDI
İlk bu sabah
İlk bu sabah göğü görmedim
İlk bu sabah kaysı çiçeklerini
Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi
Efendim, ev sahabım
Karacamı suya indiremedim
Şahanım uçurdum döndüremedim
Dağlar
Enikli kapılar kitlendi
Taş avlular sustu, ben sustum
İlk kez bekledim ölümü
Dostu bekler gibi bekledim
Dağlar
Benim acım acıların beyidir
Canıma bir doru kısrakla gelir
Öfkeyi sabırda eritir
Umut yer
Suyunu gözümden içer bir zaman
Dağlar of dağlar
Gülten AKIN
Işıklar içinde uyusun...

12 Temmuz 2015 Pazar

TAŞ BOYAMA SANATI

"Önemsemediğiniz her şey değerli hale gelebilir...Taş Boyamalarımdan..."
"Sokağın kirli taşlarını dezenfekte edip dekoratif bir ziyafete dönüştürmek mümkün...Kivili pasta,Ispanaklı börek,Şekerli kurabiyeler...(Taş üzerine yağlı boya çalışmalarımdan)"

 CANDAN ÖZTAN





TUZ


 Bir yanım tuz, 
Bir yanım şeker
Tuzdan yanayım
Bir yanım deniz
Bir yanım toprak
Denizden yanayım
Bir yanım sen
Bir yanım ben
Senden yanayım
Bedri Rahmi Eyüboğlu

5 Haziran 2015 Cuma

KALBİNİZE YAZIN BUNLARI

KALBİNİZE YAZIN BUNLARI / Ich lege es Euch ans Herz
Charlie Chaplin (*)
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
anladım ki,
duygusal acılar ve keder,
bir uyarıydı bana,
kendi gerçeğime karşı
yaşadığımı anımsatan.
Biliyorum, bugün buna
"otantik olmak" diyorlar.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
zamanı gelmediğini
ve o kişinin hazır olmadığını
bildiğin halde onu,
isteğimizi yapmaya zorlamanın,
o insan kendim de olsam,
ne kadar utanç verici olduğu,
anladım.
Bugün buna, “kendine saygı duymak”
dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
başkalarının hayatına özenmekten,
vazgeçtim,
ve önüme çıkan zorlukların,
olgunlaşmam için aşmam gereken
engeller olduğunu fark edebildim.
Günümüzde buna, “bilgelik”
dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
her zaman, her fırsatta
doğru zamanda, doğru yerde
bulunduğumu anladım
- o andan itibaren de huzura erdim.
Bugün buna, “var oluşa saygı”
dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
kendime ayırmam gereken zamanı
başka şeyler harcamaktan,
geleceğe ilişkin büyük projeler
yapmaktan vazgeçtim.
Bugün artık yalnızca bana
keyif ve mutluluk veren,
sevdiğim
ve hoşuma giden işleri
kendime özgü yol, yordam
ve tempoyla yapıyorum.
Günümüzde buna, “kendine karşı dürüstlük”
dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
sağlıklı olmayan
her şeyden kurtardım kendimi
yemeklerden, insanlardan, nesnelerden, durumlardan,
hepsinden önce de beni benden koparıp
diplere çeken şeylerden.
Başlangıçta buna “sağlıklı bencillik” diyordum,
bugün biliyorum ki, bu “kendini sevmek”tir.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
vazgeçtim,
her zaman kendi haklılığıma inanmaktan,
daha az yanılmaya başladım böylece.
Bugün anladım,
buna “sade olmak” dendiğini.
Kendimi gerçekten
sevmeye başladığımda,
düşüncelerimin beni zavallı ve hasta
edebileceğini fark ettim,
buna karşın yüreğimin gücünü
yardıma çağırdığımda,
aklım değerli bir ortak kazandı.
Bu ilişkiye bugün
“Yürek bilgeliği” diyorum.
Kendimizle ya da başkalarıyla
tartışmaktan,
çatışmaktan ve sorun yaşamaktan
korkmamalıyız,
çünkü yıldızlar bile
bazen bir biriyle çarpışır
ve yeni dünyalar oluşur.
Bugün bunun
YAŞAMAK olduğunu biliyorum!
Almancadan çeviren: Mevlüt Asar
*) Charlie Chaplin ( d. 16.4. 1989- ö. 25.12.1977) bu metni 70. doğum gününde yazmıştır.

12 Mayıs 2015 Salı

DENİZİN AYRICALIĞI


Kül uzun sürer, demiştim
Yenilgisini kutsayan bir sesle
Yalnız benim gördüğüm bir uzaklığa bakarak.
İstanbul'u insanın evi yapan
Bir yakınlıktı gövden ve sözlerin
Ihlamur yapraklarından gamzeler alan
Ellerin binlerce göldü masada.

Gölgesi uzun bir yoldan gelmiştim.
Polis çemberinde kaybolmuş caddeler
Yalnız kendi suretini soluyan odalar...
Ne suların aktığı yer, ne rüzgârın ülkesi
Herkes bir yerinden örtüyordu güneşi.
Sesinde denizin büyük ayrıcalığı
Sen bir başka uzaklığa bakarak konuşuyordun:
"Düşü olmayanın yenilgisi de olmaz
Yaşadığı her şey dokurken ömrünü
Pişmanlık insanın kendine kötü bir oyunu."

Gözlerin mi düşlerim mi bilmiyorum
Masmavi büyüyor bozkır geldiğimden beri...

ŞÜKRÜ ERBAŞ

10 Nisan 2015 Cuma

Merhaba

Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın sonu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba
Gün be gün yüreğim ulu yalımda
Engel tuzak kurmuş bekler yolumda
Zulümlerde işkencede ölümde
Bükülmeyen güce kola merhaba
Acıda kahırda çekmiş geliyor
Güneşten boşanmış kopmuş geliyor
Bir ışık selidir sökmüş geliyor
Nazım usta coşkun sele merhaba
Alınacak Anadolu'nun öcü
Yerde kalmıyacak çekilen acı
Açıldı geliyor şafağın ucu
şu doğdu doğacak güne merhaba
Selam olsun dört bir yana merhaba
Akan kana düşen cana merhaba
Hesap sorulacak güne merhaba
Türküler söyleyen dile merhaba
Yaşar Kemal

24 Mart 2015 Salı

Attilâ İLHAN - YAĞMUR KAÇAĞI

elimden tut yoksa düşeceğim 
yoksa bir bir yıldızlar düşecek 
eğer şairsem beni tanırsan 
yağmurdan korktuğumu bilirsen 
gözlerim aklına gelirse 
elimden tut yoksa düşeceğim 
yağmur beni götürecek yoksa beni 


geceleri bir çarpıntı duyarsan 
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum 
sarayburnu'ndan geçiyorum 
akşamsa eylül'se ıslanmışsam 
beni görsen belki anlayamazsın 
içlenir gizli gizli ağlarsın 
eğer ben yalnızsam yanılmışsam 
elimden tut yoksa düşeceğim 
yağmur beni götürecek yoksa beni

15 Şubat 2015 Pazar

ACININ DUVARI ASILINCA / Aziz NESİN

 
Kendisi çatlamadan 
Toprağı çatlatamaz tohum 
Asmışım sinirini mutsuzluğun 
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum 
Acısını artık duyamıyorum 
Ki kendim öyle bir acı olmuşum 
Nasıl görmezse göz kendini 
Kendimi arıyor bulamıyorum. 
Aziz NESİN

HANGİ GÜNÜN YÜZYILI / Adnan YÜCEL

 
Sancısını yaşıyorsun kaç zamandır
Yeni bir güne sevinçle başlamanın
Yoluna ışık tutan sözcükler
Var mı o günün ışıltılı kanatlarında
Rüzgâra dost olan soluklar var mı
Altını çize çize soruyorsun nedense
Ki hep aldatmış olduğun kendine

Adın çoktan çocuğa çıkmış oysa
Çoktan anlaşılmaz olmuşsun
Şu güzel ömrün tam ortasında
Kuşları sora sora düşen yapraklarda
Ey çılgın
Kanadı kırık her kuşa
Kanat olmaktan yorulmuşsun

Bulutları çarpışa çarpışa yorgun
Bir gökyüzüdür artık gülüşün
Adnan YÜCEL

5 Şubat 2015 Perşembe

Değerli arkadaşımız Karikatürist Sezer ODABAŞIOĞLU da ayrıldı aramızdan.

Sevdakâr ÇELİK'in çizgisiyle Sezer ODABAŞIOĞLU
Sevdakâr ÇELİK'in çizgisiyle
 Sezer ODABAŞIOĞLU
Güzel insan Sezer Odabaşıoğlu da yaşama veda etti: (01.07.1948 - 31 Ocak 2015)


31 Ocak 2015 Cumartesi

Sezer Odabaşıoğlu’nu Yitirdik...

Sezer Odabaşıoğlu’nu yitirdik

 
İzmirli karikatürist, gönül dostu yazar arkadaşımız Sezer Odabaşıoğlu’nu bu sabaha karşı (31 Ocak 2015) saat 2.30’da yitirdik…
Akciğer kanserinin aramızdan ayırdığı arkadaşımız, son günlerini bile etkinliklerle geçirmiş, geçtiğimiz günlerde yattığı Dr. Suat Seren Gögüs Hastalıkları ve Cerrarahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde karikatür sergisi açılmasını sağlamıştı.
Sezer Odabaşıoğlu öğle namazı (12.24) sonrasında, Gaziemir’in merkezindeki Yeni Cami’den (TANSAŞ arkası) Sarnıç Gömütlüğüne uğurlanacak.
SEZER ODABAŞIOĞLU KİMDİR
“01.07.1948 tarihinde Akşehir’de doğdu. Çeşitli sanatsal etkinliklerde bulunan sanatçının şiir, öykü ve günceleri çeşitli yayın organlarında yayınladı.
1973 yılından bu yana karikatür çizen sanatçının ilk karikatürü Gırgır Mizah Dergisi’nde yayınlandı. Daha sonraları Akbaba, Zühtü, Çivi, Sanat Rehberi,
Yeni Çuval, Tebessüm, Karakare, Öğretmen Dünyası, Zeytin Ülkesinde Sanat, Yeşil Akşehir ve Milliyet Sanat vb. dergilerinde yer aldı.
Akşehir (Nasrettin Hoca), Gabrovo, Vercelli, Pescara, Knokke-Heist, Cuba, Ancona, Atina, Tokyo, Skopje, Mexico, Pıstoıa, Beringen, Trento, Amstelveen, Belgrad, Kruıshoumem, Duisburg, Foligno, Marostica, Gazi Magusa, Tayvan ve vb. gibi
uluslararası karikatür yarışma ve sergilerine katıldı.
Karikatürleri, ulusal ve uluslararası karikatür sergi ve albümlerinde yer aldı.
On üç kez karikatür sergisi açan sanatçının karikatürleri, başta Tolentino Dünya Karikatür Müzesi’ne olmak üzere birçok Dünya Karikatür Müzesine alındı.
Katıldığı ulusal ve uluslar arası karikatür yarışmalarında çeşitli ödüllere değer görülen sanatçı, ayrıca -aç çocuklara yardım- amacıyla birkaç karikatürünün satış bedelinin
açlıkla mücadele alanında kullanılmasından dolayı “Waddingtons Cartoon Awards” tarafından “Onur Sertifikası” ile ödüllendirildi.
Durakta Çizgi Var, (1989), Yaşayan Mizah Nasrettin Hoca, (1998) ve Temiz Çevre Temiz Yaşam, (2000), karikatür albümleri yayımlandı.
Öğretmenlikten emekli olduktan sonra İzmir’e yerleşen Odabaşıoğlu, Karikatürcüler Derneği, Edebiyatçılar Derneği, MESAM ve BESAM üyesidir.”
http://www.haberhurriyeti.com/sezer-odabasioglunu-yitirdik-94782.html

21 Ocak 2015 Çarşamba

GÖK YÜZÜNÜ ÇEVİR BANA / ENVER ERCAN


bende bulduğun benim de aradığımdı
sarmaşıp inceldiğimiz o nokta
hadi tut elimden gezdir sokaklarını
ansızın yakalan sağnağıma
akşam kendini karartırken geliyorsun
komşular kimbilir ne diyor
günü soyunup beni giyiniyorsun
parmakların ışıkları dinlendiriyor
gök yüzünü çevir bana
gezinsin tutkunun alevden dili
uçarken çıkardığın o ses var ya
bütün sözcüklerin özeti gibi
tanrı bu geceyi korusun
Enver ERCAN

14 Ocak 2015 Çarşamba

GAR VE TREN / ENGİN TURGUT


Hangi garda bu kadar güzel bir şair vardır
Gardını almışsa kötülük, bizden uzak dursun
Evine geç dönen şiirler yazmaktan sıkılmadım
Ama yoruldum, beni efkârdan yağmur yapacaklar
Hangi aşkın içinde bu kadar güzel bir dem vardır
Tren kalkınca hatırlanıyor o sıcacık, üzgün anılar
Herkesin derdinden bir şiir çıkmıyor eyvah
Ama susuyorum beni şiirden şarkı yapacaklar
Valizin içinde saklanan solgun fotoğraflar vardır
Cumbalı evlerden kalan, rüyalardan arta kalan
Sahici kimse kalmış mıdır, garda bir başına yürüyen
Ama uykusuzum beni bir annenin kalbine bırakacaklar
Hangi düşlerin içinde bu kadar çok hayat vardır
Gar lokantasında Haydar vardır, bir kadeh rakıdır
Eskişehir ile Ankara arasındaki aşk bir başkadır
Ama korkuyorum beni bir tren sanacaklar
Tren kalkıyor, raydan çıkmış bir vagon nereye
Giderse oradadır şair, şairden başka uçan turna yoktur
Sahici bir kimse kalmış mıdır garda bir başına ağlayan
Bir gün beni şiirden resim yapıp duvara çakacaklar

Engin Turgut

ALFABEDEN KAÇAN HARFLER / ÇİĞDEM SEZER


 Canı sıkılan harfler,
"Hadi oyun oynayalım" demişler.
Kaçıp alfabenin içinden,
Yollara dökülmüşler.

...................


23 Kasım 2014 Pazar

ERCİŞLİ EMRAH ŞİİR ÖDÜLÜ 2015



Hayal Bilgisi Edebiyat Dergisi vewww.edebiyathaberleri.com internet sitesinin iş birliğiyle, Ercişli Emrah adına şiir ödülü verilecektir.

http://www.edebiyathaberleri.com/haber/357/ercisli-emrah-siir-odulu-2015.html

Son Başvuru Tarihi: 31 Mayıs 2015

Ödül Tutarı: 1.000 TL

Şiirlerde konu, tür, üslup ve uzunluk sınırlaması yoktur.

Şiirler daha önce internet dâhil hiçbir ortamda yayınlanmamış olmalıdır.

Katılım yalnızca 1 eserle yapılacaktır.

Ödüle katılan şairler, rumuz kullanmamalı, gerçek isimleri ile eserlerini iletmelidirler.

Başvuru internet üzerinden yapılabileceği gibi posta ya da kargo yoluyla da başvurular kabul edilecektir.

Başvuru yapılırken, şiir ile birlikte kısa özgeçmiş ve iletişim bilgilerinin olduğu ayrı bir dosya da eklenmelidir.

İnternet üzerinden katılacak şairler, eserlerini ve iletişim bilgileriyle özgeçmişlerinin olduğu dosyayı editor@edebiyathaberleri.com ve ayse-cihat@hotmail.com adreslerine e-mail olarak gönderecektir.

Posta/kargo yoluyla katılacak şairler, şiirlerinin çıktısı ile birlikte özgeçmiş ve iletişim bilgilerinin olduğu metni tek zarfın içerisine koyarak göndermelidirler.

Ödül, hak kazanan yapıtın sahibine, 2015 yılının Haziran ayı içerisinde, Erciş’te düzenlenecek Ercişli Emrah Şiir Ödülü etkinliğinde verilecektir.

Ödüle hak kazanan şairin yol ve konaklama masrafları karşılanacaktır.

Gönderilen eserler arasından yayınlanmaya değer görülenler, Hayal Bilgisi Edebiyat Dergisinde Ercişli Emrah Özel Sayısında yayınlanacaktır.

Şiirler ayrıca, bir kitapta toplanarak yayınlanabilecektir.

Posta/Kargo Yoluyla Katılım İçin Adres:

Ercişli Emrah Şiir Ödülü
Ayşe Ünsal Albayrak adına,
Aşağı TOKİ, F3A, D:2 Erciş VAN

7 Kasım 2014 Cuma

33. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı...

Ayrıntılı bilgi:



                         “SİNEMAMIZIN 100 YILI”

33.Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Onur Konuğu Macaristan

 TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı bu yıl otuz üçüncü kez 8-16 Kasım 2014 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçekmece’de kapılarını açacak.

İstanbul Kitap Fuarı 8-11 Kasım 2014 tarihleri arasında Uluslararası Salon kapsamında Onur Konuğu olarak Macar dili ve edebiyatını ağırlayacak. Mottosunun Nâzım Hikmet’e referansla “Bir Bahçe’den Bir Bahçe’ye” olduğu Macaristan Onur Konukluğu kapsamında Macar edebiyatının güncel ve klasik örneklerine yer vereceği etkinlikler düzenleyecek.

Modern Macar edebiyatının önde gelen yazarlarının konuk olacağı fuarda bir sergi, müzik ve Macar mutfağını Türkiye’den okurlarla buluşturmaya yönelik performans ve söyleşiler gerçekleştirilecek.

Onur Yazarı ve Tema Belli Oldu

Kitap Fuarları Danışma Kurulu tarafından alınan kararla sinema eleştirmeni Atilla Dorsay33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı “Onur Yazarı” olarak belirlenmiştir. Fuar süresince Atilla Dorsay’ın da katılımıyla paneller ve etkinlikler düzenlenecektir. TÜYAP tarafından Onur Yazarı Atilla Dorsay‘ın yaşamı, çalışmaları ve eserlerinden seçmelerin olduğu bir kitap ve bir sergi hazırlanmaktadır.

Bu yıl Fuar’ın teması ise “Sinemamızın 100 Yılı” olarak belirlenmiştir.  İstanbul Kitap Fuarı tema çerçevesinde yurt dışından çok değerli yazarları konuk etmeye hazırlanıyor.

33. İstanbul Kitap Fuarı, 24. İstanbul Sanat Fuarı-ARTİST 2014 ile eş zamanlı gerçekleştirilecektir.




Artur Conan Doyle

Hakiki bir kitabın kapağı açıldığı zaman içinden bir insanın yoğunlaşmış özü, varlığı meydana çıkar.

27 Ekim 2014 Pazartesi

ELELE GİTTİĞİMİZ



biliyor musun giderek azalıyoruz böyle
sen bir susuşa doğru kırılarak
ben senin susuşunun ardında
nereye gitsek orada olmuyoruz
biliyor musun giderek azalıyoruz muyuz böyle

akmaktadır günler belki bunlar son rüzgârlardır
çünkü neye değsek ellerimiz yanıyor
yaz kimliksiz bir gülle orda kalakalmış
yaz kalsın orda çocukluğum ağlasın
burda bakışlarımızı sular boğmaktadır
Adnan AZAR

26 Ekim 2014 Pazar

HÜZ' NÜN İSYAN OLUR


Suya düşen bir karanfilse yüreğin  
bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm  
vursun seni o taştan bu taşa  
o çağlayandan bu çağlayana  

Kavgadan uzak kalmışsan  
sevdadan da uzaksın demektir  
devinmez yüreğinin mağması  
çatlamaz sabrın kara taşı  
                   Ahmet TELLİ    

7 Ekim 2014 Salı

BÖLÜŞÜN DÜNYAYI


Alın bu dünyayı! diye seslendi bir gün Zeus göklerinden
İnsanlara; alın, sizin olsun artık.
Armağanım olsun sizlere bu mülk, bu toprak;
Ama kardeşçe bölüşün aranızda.
Koştu eli ayağı tutan, kendine bir pay için,
İşe sarıldı herkes, genciyle yaşlısıyla.
Çiftçi ürünlerini kaptı tarlaların,
Ava koyuldu asilzade ormanların içinde.
Ambarlarının aldığı kadar aldı tüccar,
En iyi yıllanmış şarabı seçti rahip kendisine.
Kralsa, tuttu köprü başlarını, yol kavşaklarını,
Benimdir, dedi, her şeyin onda biri.
Bu bölüşme çoktan bitmiş, geçmişti ki nice zaman,
Şair çıkageldi, çok çok uzaklardan;
Ama hiçbir şey kalmamıştı hiçbir tarafta,
Ve bir sahibi vardı her şeyin de.
Eyvah! Unutacak mıydın beni böyle hepsi içinde?
Beni, en sadık oğlunu senin?
Diye dövündü, yakındı, haykırdı uzun uzun,
Attı sonra kendini tahtın önüne.
Gezip durursan böyle hayaller ülkesinde,
Dedi Tanrı, söz söyleme artık sonra bana.
Neredeydin peki dünya paylaşılırken?
Yanındaydım oldu cevabı şairin.
Gözüm yüzündeydi,
Kulağım göklerinin ahenginde;
Sarhoştu ruhum ışığından, affet!
Unuttu her şeyini yeryüzünün.
Ne yapmalı şimdi? dedi Zeus, - dünyamız gitti elden,
Ne tarlalar, ne ormanlar, ne de kırlar benim artık.
Ama yaşamak istersen gökte benimle,
Açık olacak o sana her gelişinde.
Friedrich SCHİLLER
Çeviri: Vural ÜLKÜ
 http://www.siir.gen.tr/